Dört mevsim ve bir şehir...Bir doğa harikası yaylalar...Başı dumanlı dağlar ve önünde ibadet eder gibi diz çökmüş bir deniz...Küçük ama sevimli bir şehir Giresun.
Sabah sahilde yaptık köy kahvaltımızı ve başucumuzda güneşle uzandık kumsala.Ardından topladık eşyalarımızı düştük yollara,dağların arasından o nefis çam kokularıyla ulaştık kümbet yaylasına.Yol boyunca çiğler serinletti bizi ve eşlik etti gökkuşağı bize.
Dünyanın 2. en büyük kütük restorantında alabalıklarımızı yerken biz karşı dağların zirvesinde kar güneşe inat ışıl ışıl parlıyordu.Arkamızda güneş,saçlarımızda çiğ taneleri,karşımızda güneş ve başımızın üstünde duman yedik yemeğimizi.Oksijen nidir bizi serhoş eden eşsiz yaylada gözlerimiz mi bilemedik.
Bir yanda koyun kokusu biryanımızda olabildiğince yeşil bir yeryüzü ve sonsuza dek orada kalabilme arzusuyla düştük geri dönüş yoluna.