Sarıyer'e gidiyorsunuz; ama bu sefer börek, muhallebi yemek için veya vapur gezintisine değil.!
Bu sefer " İskele Can " cafe ve restaurant' a gidip rahatı, huzuru hissetmeye... Öyle uzak yerde de değil üstelik, İdo vapur iskelesinin hemen yanıbaşında. İsterseniz içeride oturup sessizliği tercih eder, ya da dışarda oturur boğazın yanıbaşında, dalgaların o eşsiz sesini dinler ve siz susarsınız. Ama her koşulda İsmail ustanın yerinden memnun kalırsınız tercih sizin...
Biraz dinlenip kendinize geldikten sonra sakın durmayın! hemen yemek söyleyin, yoksa saatlerce orda oturur kalkamazssınız rahatlıktan benden söylemesi. O enfes balık çorbasını mutlaka tadın İsmail ustanın. Akabinden tercih sizin dilerseniz taptaze balıklardan yemeye devam edin, ben balık sevmem derseniz, beyaz et veya kırmızı et çeşitlerinden isteyebilirsiniz.
Tam karşınızda Hz Yuşa tepesi, solunuz Karadeniz' den gelen esintiyi çekerken, sağınıza döndüğünüzde Boğaziçi köprüsü size heybetini hissettirecektir. Bu arada tamda önünüzden geçen o eşsiz ve de büyük gemileri söylemeyi unuttum sanırım.
Bu arada üşür gibi olursanız, üzerinize örtmek için şal veya battaniye isteyin ve çayınızı içip, nargilenizi çekmeye devam edin. Sakın bu kadar keyif, eşsiz manzara, ve leziz yemekler çok pahalıdır diye aklınızdan geçirmeyin, zira çok mütevazı ücretlerle ayrılacağınıza emin olabilirsiniz.
Bu keyifi yaşamanızı öneriyorum, çünkü ben her gitmemde İsmail ustanın kapısınıı aralıyorum.
İyi eğlenceler diliyorum...