Prensesin Saçlarını Yıkadığı Koy: AMASRA

Prensesin Saçlarını Yıkadığı Yer AMASRA

Muhteşem bir yolculuk sonunda erişilen o eşsiz manzara karşısında büyülenmemek ne mümkündü. Nefesim kesilmiş,nutkum tutulmuştu.Konusamıyordum zaten doğa tüm lisanıyla kendini ifade ediyordu.Küçük, dar  boğaza benzer bir girişi vardı bu guzel Karadeniz ilçesinin. Küçücük bir doğa güzelliğiydi bu. Fatihin Çeşm i Cihan benzetmesi tam olarak yerini bulmustu sanki. Çünkü tepeden gercekten dünyanın gözünü andıran bir şekli vardı. Büyülenmiştim sanki.



O enfes havasını içime çekebildiğim kadar çekiyordum. İçimi bir huzurlu ürperti kaplamıstı. Bir süre sonra yorgun oldugum aklıma gelerek dinlenmek üzere kalacagımız apart tarzında bir evin yolunu tuttuk. Bir iki saatlik dinlenmenin ardından artık bu maceraya atılmanın vakti gelmişti. Minicik dar sokaklarıyla hala Cenevizlilerin, Osmanlıların izlerini tasıyan sevimli insanlarla dolu bir sahil şehriydi burası.

İki tane koya sahipti ve her biri birbirinden şirindi. Denizin berraklığını anlatacak kelimeler bulamıyorum. Artık o serin ve berrak sular içinde kendimi bulmustum.Ilık meltemler esiyordu ve ben kendimi bu baska esen rüzgarların koynuna bırakmıstım. Daha sonra uzun bir gunun ardından leziz balıklarıyla tanısmıstım AMASRA'nın. Böyle bir balık ne yemiştim ne de baskasından bu kadar lezzetli oldugunu o gune kadar duymamıstım. Ve tabiki salatası enfesti.

Vakit ilerlemişti ve hava kararmıstı bu şirin sahil şehrinin bir akşam hayatı olmalıydı ve bunu görmek için barlarının yolunu tutmustuk. Amasranın o sessiliğini bozan küçük pub tarzında bir barda buluk kendimizi. Ve hayatın neresinde oldugumu düşündüm işte o anda. Çünkü baska bir hayatı yasıyordum kendimce.hareketli bir geceyi yasadıktan sonra artık huzur dolu yatagımı bulmustum. En tatlı ruyalarımı belki de o aksam görmüştüm. Ve sabah olmus güneş ilk ışıklarını cömertçe Amasraya veriyordu sanki. Zengin bir kahvaltıdan sonra Amasranın kesfedilmesi gereken tarihi dokusuna dogru yol aldık.

Cenevizlilerden kalma bir kalesi vardı Amasra'nın. Ve bu kaleye küçük dar bir köprüden gecerek ulasılabiliyordu sadece ve deniz yoluyla.Bu dar köprüyü filmlerde bile görmemiştim. Ve köprünün hemen sağ tarafında kıyıdan 100 metre otede tavsan adası doğa tüm cömertliğini bu cografyaya göstermişti sanki. O gun yine deniz sefası ve tabiki hazin son artık eve dönmeliydik.

Amasra hafızamdan silinmeyen bir coğrafya. Bir daha yine görüşmek üzere sevgilerle kal Amasra...

Bu yazýyý Facebook'ta paylaþ
Etiketler: , , , , , ,

Berkehan| 0 yorum var| 04.09.2008 02:22