Kapadokya'da Aşk Bir Başkadır

Eşsiz güzelliğiyle doğanın bizlere sunduğu harikalar diyarı ve gizemli tarihsel yapısıyla Kapadokya'yı anlatmaya nerden başlasam acaba,diye düşünürken madem başlığımızın içinde aşk var,ben de önceliği bu konudan başlayararak anlatayım.

Öncelikle şunu belirtmek isterim,birazdan okuyacaklarınız bizzat şahsımın  Nevşehir'in Ürgüp ilçesine gidip o yörenin halkından ve o bölgede ikamet eden kuzenlerimden aldığım bilgilere dayanıyor.Bu arada Kapadokya Nevşehir'de.

Olay Ürgüp'ün bugünkü adıyla ''Kanlı Kaya'' olarak bilinen yerde gerçekleşmiştir.

Ağalıkların yoğun olduğu bir dönemde bir birini çok seven iki aşık evlenmek ister.Fakat kız, ağa kızı,oğlan tabiri caizse sıradan bir ailenin çocuğudur.Ağa bi gün kızını evlendirmek ister ve beklenen gün gelir.Bütün hazırlıklar yapılmış,kız iki gözü iki çeşme zorlada olsa gelinliği giyer ve çaresiz yıkık bir halde odasında beklemektedir.İki aşık o kadar çaresizdir ki,yardım edebilecek kimse yoktur çevrelerinde.

Genç adam bu durumu sineye çekemez. Sevdiği kızı başkasına yar etme duygusu içinde adeta dert olmuştur.Genç adam bir anda öfkeyle yerinden kalkıp,düğün evinden sevdiği kızı kaçırma kararı alır ve yola koyulur. İki aşık çok iyi bilirler ki, ağa böyle bir olay karşısında ikisinede zulüm ve zalimlikte bulunacaktır. Bütün bunlara rağmen iki aşık düğün evinden çok hızlı bir şekilde kaçarlar. Ağa bir müddet sonra kızının odasında olmadığını,kaçırıldığını anlar ve peşlerine düşer.

Büyük kovalamacanın sonunda yorgun düşen aşıklar,bugünkü adıyla Yarık kaya'ya saklanırlar. Kısa bir süre sonra ağa, ikisininde yerini bulur ve kızına kızına dönmesi için ikazlarda bulunur. Ne yapacağını bilemeyen iki aşık, ayrılık ölümden ağır geleceği duygusuyla (tahminen) ağaya yalvarırcasına birşeyler anlatmaya çalışırlar. Fakat ağa bu olayı gurur ve namus meselesi yaptığından dolayı amacından vazgeçmez. Ortalık iyice gerilmiştir. Bir müddet sonra olay yerine köylü halkta intikal etmiştir. İyice sinirlenen ağa bir anlık öfkesiyle,el ele tutuşan iki sevgiliyi de oracıkta öldürür. Kaya kısmen kana bulanır.

Arkadaşlar yinelemek gerekirse doğruluk payı nedir bilmiyorum. Fakat çoğunluk olayın bu şekilde gelişip sonuçlandığını anlatıyor.Umarım bu yazdığımdan bir kişi dahi olsa anlamış ve bir kişi dahi olsa onu yapacağı yanlıştan döndermiş olayım.

Kötü sonla biten bir aşkın anlatımından sonra baktım ki,okuyucularım denizlere açılmış,dalmaya başlamış bende hemen kendi anlatımlarımla siz,okuyucuları kıyıya çekip kapadokya yöremizin eşsiz güzelliklerini vakit geçirmeden paylaşayım dedim.

Ürgüp küçük bir yerleşim merkezi olmasına rağmen,bence hemen hemen her taşı tarihtir diyebilirim.Ben ne zaman ürgüp'e gitsem vakit buldukça,en azından bir sefer dahi olsa,bilindiği adıyla ürgüp temenni kalesini gezmeden dönmem. Bu geziyi günde iki kez tekrarlamak kendimi çok iyi hissetmeme neden oluyor.Şimdi aklınıza şu soru gelmiştir.

Neden iki kez ?

Neden mi ?

Birincisi sabah güneşinin doğuşuyla oluşan o güzelim kızıllığın sessizlik eşliğinde baktığınız her yeri başka bir dünya yapması ve sabahın temiz havasıyla rahatlatıcı bir atmosferin tadına bakarak güne başlamak,ikincisi ise batan güneşin sanki ben batmıyorum yeniden doğuyorum dercesine sabah doğan güneşi kısmen aratmaması.Bu duyguyu eğer imkanınız var ise tatmanızı tavsiye ederim.Hala ürgüp'ü bilmeyeniniz yada hatırlamayanınız varsa kısa bir ip ucu vereyim.''Asmalı konak'' yeterli olacağından eminim.Bu arada kaleyi gezmek ücretli olmakla birlikte,açlığınızı yatıştıracağınız yiyecek ve içeceklerde mevcuttur.

Şimdi isterseniz birazda ''Peribacalar'ından'' bahsedeyim.Peri bacaları tabiri caizse bildiğimiz ve yediğimiz mantar şeklini andırır.Sebepi şöyle olsa gerek,bana anlatılanlara göre zamanında denizleri andıracak kadar büyüklükte göller varmış.Zamanla suların çekilmesi ve esen rüzgarların kayaları zamanla aşındırması şuanki halini almasına sebep olmuş.

Hatta öyle güzel kayalar göze çarpar ki,insanın aklına bir an için yok canım ne suyu,ne rüzgarı bunları olsa olsa zamanında yaşamış heykel tıraş ustaları yapmıştır.Böyle düşüneniniz varmıdır bilmiyorum ama malesef arkadaşım bir değil bin usta bir araya gelse fani dünyada ömrü yetmez.Ayrıca Peri bacaları bildiğim ve duyduğum kadarıyla ''ÇİN ve JAPONYA'' halkının kutsal topraklarıymış.Gitmiş olanlarınız yada gidecek olanlarınız var ise şuna dikkat etsinler.Genellikle yaz-kış yabancı turist olarak çoğunluğu çin ve japon olan gurupların akınındadır.Yaz aylarında gezmek isteyenler kesenin ağzını biraz açmaları gerekecek.Kış aylarında gidecek olanlar ise, parasal olarak çok daha ucuza getirebilirler.Tabiki kış şartlarına ayak uydurmak yaz aylarından daha zor olsa gerek.

Anlatılcak o kadar çok güzel şey var ki,bazen görülen hiç bir güzellik anlatılamaz,bi yerden sonra yaşanır diyor; İnancınızla, görülmeye, yaşamaya değer mutlu bir ömür geçirmenizi diliyerek yazıma son veriyorum.

Bu yazýyý Facebook'ta paylaþ
Etiketler: , , , , , , , , ,

CNRK| 0 yorum var| 12.09.2008 16:45