İnsanın hayatı boyunca bir kere de olsa muhakkak görmesi gereken bir yer ŞİLE…
İstanbul merkezine İki saatlik uzaklıkta olan Şile cennetten bir köşe adeta…
Eskiyle yeniyi birleştiren yapısıyla, kendinizi bambaşka bir diyarda hissedeceksiniz.
Şileye ulaşmak için seçtiğiniz yol virajlarla dolu. Özel aracınızla gidecekseniz eğer; dikkatli bir sürüş yapmanız naçizane önerim. Ancak Bu yorucu sayılabilecek yolculuğun ardından sadece havasıyla bile dinlenebileceksiniz. Çünkü yeşille mavinin dansı zar Şilede…
İsterseniz altın kumlardan örtülü kumsalında Karadeniz’in hırçın dalgalarının sesini dinleyebilir, isterseniz de yeşil örtü altında doğa yürüyüşü yapabilirsiniz… Orası size kalmış…
Ancak; Şile’ye gitme sebebiniz her ne olursa olsun ihtişamıyla Karadeniz’i ışıldatan Şile Fenerini görmeden geri dönmeyin. Çünkü Şile feneri dünyanın 2. Büyük Feneridir ve tarihi değeri oldukça büyüktür. Onun için de bu mekanı görmeden gitmemenizi önerim. Eğer biraz da dinlenmek iterseniz Fenerin hemen altında ki kafe restaurant biçilmiş kaftan. Deniz kenarı diye düşünüp sadece yazın gitmeyi düşünmeyin, çünkü Şile’nin kışı da ayrı bir güzel. Dönüşte de bir hatıra götürmek istiyorsanız, Şile Bezinden yapılan eşyalara bakmadan kararınızı vermeyin…