Sevgili dostlar,
Bir ay kadar önce hem iş hemde tatil amaçlı olarak memleketim olan Giresun /Çanakçı ya gittim,çok iyi bildiğim bir nedenden dolayı bu seyahatim çok daha güzel geçti.
Sebebine gelince,doğup büyüdüğüm ve halen yaşamaya devam ettiğim İstanbul un gürültüsünden, stresinden, tozundan dumanından uzaklaşmak 1100 km lik yol boyunca bana o kadar iyi geldiki anlatamam.
Aracımı park ettiğimde bir çırpıda başıma dikilen tahsildarlar olmadı,her yere rahatça park ettim,tabiki kurallara uyarak.
Kırmızı ışıkta beklerken (ana arterler haric ) arkamdan korna çalan da olmadı çok fazla,arada bir iki kişi oldu ama onlarda önemli değildi zaten.
Pet şişe sular aldım yol boyunca durduğum konaklama noktalarından ve hiç birisi 1 ytl istemedi 0/5 ltr su için.
Gürültümü ?
Hiç sormayın sabahları duyduğum en gürültülü ses uyanmalarıma sebep olan,dereden akan suyun gürültüsüydü.
4 gün boyunca hiç haber dinlemedim desem doğrudur,hergün ayrı bir çekişmenin yaşandığı siyasetten,hergün duyulan şehit haberlerinden,amerika nın kimi bombaladığından ,dövizin ve borsanın ne durumda olduğundan hiç haber almadım almakta istemedim zaten.
Oğlum sokağa çıktığında başına bir işmi gelecek diye arkasından bakmak zorunda olmadım hiç.
Bu gün su kesilirmi endişesi yaşamadım,domates ve salatalık almak için markete veya pazara değil evimizin önündeki bahçeye gittim.oradaki domateslerimiz kan kırmızı değil pembeydi,salatalıklarımız düm düz ve hepsi bir boyda değildi,kimisi iri kimisi orta boy ama dalından ellerimle kopardım ,Annem dikmişti onları.
Ekmek almaya ben gitmedim ,köy yerinde yaşıyorsunuzya,zaten ekmek çıkınca fırıncımız evlere servis yapıyor ,malum birde ekmek odun ateşinde pişiyor memlekette,sıcak sıcak geliyor fırından,gelirken üstü açık olsada önemli değil hava temiz.
Derin derin içime çektim bulduğum temiz havayı seyahatim boyunca,çünkü İstanbul a döndüğümde temiz havam azalacak ve eksoz dumanı içersinde hava solumaya devam edecektim.
Yaylaları dolaştım,dere boylarınca yürüdüm,4 gün kaldığım memleketimde kendime geldim.
Meğer ne kadar hasretmişim sessizliğe temiz havaya yeşilin binbir rengine,İstanbul dan kopup gideceğim günlerin hayalini kurdum.
Bulancak ilçesinde Organik yaban mersini ( Blueberry ) bahçesini dolaştım,benim güzel memleketimde her şey mükemmel yetişiyor havasından suyundan dolayı.
Bu ürünleri (Yaban mersini ) bu sene İstanbul da müşterilemize sunmaya başladık ve bahçalari yakından inceleme fırsatı buldum,eğer fındıktan yediğimiz gol ü bu üründen de yemezsek ve dayanışma içersinde olursak Karadeniz için önemli bir gelir kaynağı olacağını düşünüyorum.
Yayıktan yeni alınmış tereyağı ve kümesten yeni alınmış yumurtalar ile kahvaltı yaptım her sabah,ayranın en güzelini içtim,birde balık tuttum derede bu her şeye bedeldi.
Sis dağının sisli havası,bi anda bastıran yağmurlar,fındık bahçelerindeki o gayretli ellerin topladığı fındıklar,neresinden başlayıp neresine kadar anlatsanızda hep eksik kalan birşeyler olacak mutlaka.
Yıllar sonra da aynı kalması için dua ederek ayrıldım Giresun dan ve İstanbul a yaklaştıkça oğlumun okul masraflarını,su elektirik doğalgaz ödemelerini,maaşımın zamanında hesabıma yatıp yatmayacağını,siyaseti ,borsayı,dövizi her bişeyi düşünmeye başladım.
İzmit i geçtiğimde trafik yavaş yavaş yoğunlaşmaya başlamıştı bile,yine karışacaktım kimlik kavgasının yaşandığı kalabalığın içine,stresli trafikte küfürlerin havada uçuştuğu,korna ve araç seslerinin dayanılmazlığı,keşmekeş olmuş trafik,,
Neden geri dönemk zorundaydımki
Bir sebep olsaydıda dönmeseydim,yaşanacak yerlerin hayatımızdan hiç çıkmamasını diliyorum
