Bodruma Kar Yağmış

Bugün sizlerle ne paylaşsam diye düşünürken birden aklıma 2005 yılının yaz sezonunda iş nedeniyle gitmiş olduğum ''Bodrum'' geliverdi aklıma.

Bodrum,Akdeniz'in güneybatı'sının en uç kesiminde bulunan küçük,şirin ve turizm'in cıvıl cıvıl yaşandığı bir yerleşim merkezidir.Hatırladığım kadarıyla Bodruma giderken ilk gözünüze çarpan,deniz tarafında bulunan ve tarihi önemi büyük olan kaledir.

Ayrıca denizin berraklığı biran için insanın aklını başından alıp,haydi plaja dercesine,içi su dolu şevfaf,rahat bir yatak misali kendisine çeker.Bana,Bodrum sahillerinin keyfini çıkarmak kısmet olmadı.Aranızda gideniniz veya gidecek olanınız varsa,bir de benim için o güzelliğin keyfini çıkarsın.

Bodrum'un göze ilk çarpan özelliklerinden biriside,benim tabirimle aynı renklerde sıralı ipek böcekleri gibi yada tek vücut olmuş bir orduyu andıran görünümüdür.Sanki kar yağmış bodruma.Öyle gözüküyor sanırsınız yaz mevsimi olmasa.Bodrum'da beyaz renk haricinde boyanmış hiç bir tatil merkezine ve hanelere rastlayamazssınız.Bu bana göre çok zor bir ihtimal.Bodrum'un geçim kaynaklarında yaygın olarak ilk sırayı turizim alırken balıkçılık ve tarımla da uğraşılmaktadır.

Bodrum'un merkezinde küçük,şirin bir çarşı sizi beklemektedir.Çarşının iç kısmında bulunan parkta,oldukça yaşlı,büyük bir ağaç görünür.Ben derim ki bodrumu birde o ihtiyara sorun bakalım sizlere ne anlatacak.İnşallah kesilmemiştir yalancı çıkmak istemem doğrusu.

Çarşıyı bir saatlik dolaşmayla gezebilirsiniz.Fakat çarşının iç kısımlarına doğru ilerledikçe temsilen o bölgeye ait hediyelik eşyaları tezgahlarda görebilirsiniz.Çarşının içinden çıkarken sahil tarafında peş peşe kurulu olan deniz manzaralı,balık ürünleri restaurantları bulunmaktadır.

Çarşısında gezerken gözümden kaçmayan birşeyler daha vardı.Çevrede hemen hemen her yerde gözüme çarpan,belediyenin kısırlaştırdıktan sonra bıraktığı sokak köpeklerinin çok oluşuydu.En son gittiğim tarihten itibaren köpeklerin sayısı düşmüşmüdür bilmiyorum ama onlarda artık yerli ve yabancıyı ayırt edebiliyorlar bana göre.Bunu anlamak çok zor olmadı.Çarşı gezimiz sırasında okadar yabancı turist variken,nedenini nedenini anlayamadığımız bir şekilde köpeklerle kaçan kovalanır oynamak zorunda kaldık.Belkide turistlerden çekindikleri için,bari yabancıya gitmesin demişlerdir kendilerince kimbilir.

Evet şimdi akşam saati oldu.Yemekler yenildi ve yavaş yavaş gece için hazırlıklar yapılırken,eğlence saatlerinin gelmesi bekleniliyor.Bu arada sunuda söylemek isterim,bodrum'da gördüğüm kadarıyla erken saatlerden itibaren saat on cıvarları gibi, çarşıda ve çevrede pek fazla insan kalmıyor.Çünkü insanların büyük çoğunluğu eğlence mekanlarına çoktan girmiş ve müzik eşliğine kendilerini kaptırmış oluyorlar.Eğlenceler bazı yerlerde sabaha kadar sürebiliyor.

Bir müddet sonra yatağınızın sizi çağırdığını duymuyor yada umursamıyorsunuz.Fakat herşeyin bir bedeli olduğunuda unutmamak lazım dimi.Eninde sonunda yatağınıza muhtaç kalıyorsunuz.Bir gün boyunca hiç  uyumadan eğlenmenin bedelini ondan sonraki günün yarısını uyuyarak geçirmek zorunda kalabilirsiniz.Tavsiyem eğlenmeninde bir saati ve sınırı olsun.Sonra benim gibi işten kovulursunuz.Bu bir şakaydı fakat hayatta herşey olabilir dimi ama.

Yazıma burda son verirken;gezdiğim,gördüğüm bir başka diyarlarıda paylaşmak umuduyla,tüm güzellikler hakedenlerin olsun diyorum.

Bu yazýyý Facebook'ta paylaþ
Etiketler: , , , , ,

CNRK| 0 yorum var| 15.09.2008 11:07