Bir yanında Yeşilçay, diğer yanında Göksu dereleri, yeşilin bin bir tonunu içinde barındıran ormanları ve Karadeniz' e bakan altın sarısı kumsallarıyla bir yer yüzü cenneti Ağva...
Eğer Ağva’ya ilk defa gidecekseniz, yol size biraz karışık gelebilir. Şile’ye ulaştıktan sonra, tabelaları takip edin yeter. Yol kimi yerde daralıyor ve gökyüzünü göremiyorsunuz.
Ağaçlar yol boyu aralıklarla adeta yeşil taklar kuruyor üzerinize. Yem yeşil örtünün altında ki yolculuğunuza kuş ve doğanın sesleri eşlik ediyor…
Yolda en çok dikkatinizi çeken ise trafik levhaları olacak. Çünkü bu levhalar “dikkat büyük baş hayvan çıkabilir” levhaları. Ve muhakkak çıkabiliyor. Benden söylemesi. Ama en ilginci de sincaplar olsa gerek… Bir de yol boyunda bulunan gözlemecilere uğramanızı şiddetle tavsiye ediyorum. Çünkü bu tadı emin olun başka hiçbir yerde bulamayacaksınız… Hele bir de benim gibi farklı tatlara meraklıysanız otlu gözlemeyi muhakkak deneyin.
Ağvaya ulaştığınızda ise size tercih zorluğu doğuyor. Çünkü her tarafı farklı güzel Ağva’nın.. Muhteşem doğası, kumsalı, denizi, yürüyüş alanları ile kusursuz bir tatil imkanı sunuyor... Hele bir de Göksu Nehrinin kıyısındaysanız orası bir başka güzel… Nehir, orman, deniz ve kumsal insan tatilde başka ne isteyebilir ki… Göksu nehrinde tekneyle gezi imkanı da sunuluyor. Birde nehrin karşı kıyısına geçmek için makaralarla hareket ettirilen sal. Her şey farklı Ağva’da ve en önemlisi “niye geldim ki ?” sorusunu kendinize hiç sormayacaksınız.. Benden söylemesi…