Beypazarı, İç anadolu bölgesindeki turizm merkezleri arasında öne çıkan
yeni bir isimdir.Ankara'ya 130 km lik bir mesafede bulunmasına rağmen
başkente bağlı olan bu şirin ilçenin ünü yaklaşık 10 yıl önce
başlatılan bir projenin ürünüdür.
İlçe, iki bölüm olarak
değerlendirilebilir. Birinci kısım ülkemizin malum yerleşim sistemini
baz almış şehir sisteminde olmasına rağmen; ikinci kısım sizi sanki bir
zaman makinesi eşliğinde yüzyıllar öncesine götürerek, Osmanlı
tarihinden dilediğiniz kadar ruhunuza çekebileceğiniz nefeslerle
buluşturmakta.
Genel itibariyle ahşap yapılardan oluşan bu ikinci kısım
eskinin içinde yeninin yer aldığı hizmetleriyle aynı zamanda
ziyaretçilerinin rahatınıda son derece düşünmekte: kafeler, oteller,
lokantalar...Ayrıca ahşap yapıların yanı sıra cami mimarisinde de
çıktığımız tarihi yolculuğa devam etmemiz mümkün. Beypazarı , Selçuklu
mimarileriyle ünlüdür daha çok. Şehirde dolaşırken karşınıza bir anda
meşhur bir kümbet veya bir türbe çıkabilir. Şehrin İstanbul'a uzanan
tarafına doğru 4 km lik bir mesafe gittiğiniz taktirde 1. dünya savaşı
yıllarına uzun bir müddet tanıklık etmiş dağlar ve mağaralarla
karşılaşırsınız.Aynı civarda bol miktarda bağ evide vardır.
İlçe aynı zamanda havuç üretimiylede çok meşhur.Şehrin ikinci kısmı
olarak adlandırdığımız Osmanlı tarafına girerken bir çarşıdan geçmeniz
gerekmekte ve bu çarşıda bol miktarda havuç suyu satılmakta.Gezilecek o
kadar müze,görülecek o kadar farklı yapı varken çok enerjiye
ihtiyacınız olacaktır.Bu yüzden havuç suyu dolu bir şişeyi çantanıza
atsanız iyi edersiniz.Eğer Beypazarı'na kış mevsiminde gitme
niyetindeyseniz mutlaka çok sıkı kıyafetler alın yanınıza. Müthiş bir
soğuk sizi bekliyor çünkü.
İlçenin tanıtımına eşlik eden bir festival de mevcut.Eğer tarihin
içinde ,bir süre karışık şehir hayatından kurtulup , yolculuk yapmaktan
hoşlanırım diyorsanız Beypazarı sizin için son derece ideal bir turizm
merkezi.Haydi hayırlı yolculuk...