Sevgili dostlar!
İnsan kalabalığından, trafik yoğunluğundan, iş stresinden arta kalan zamanlarımızda güzel bir hafta sonu geçirebileceğiniz; kolay ulaşım sağlanabilecek; İstanbul çevresinde az sayıda ziyaret edilebilecek yerler kaldı.
Bu mekanlardan bir tanesi de, bir diğer yazar arkadaşımızın dediği gibi AĞVA.
Cennetten bir köşe diyerek yazar arkadaşımız çok doğru bir cümle kurmuş,fakat bana göre bu güzellik yavaş yavaş elden gidiyor.
Sebeplerine gelince.
Bulunduğu coğrafi konum itibarı ile, dereleri ile, sahili ile, doğası ile AĞVA çok harika bir konumda bulunmakta. İyi değerlendirildiğinde yaz ve kış iki yönlü olarak yerli turizim için çok amaçlı kullanabilecek imkanlar var iken, bölgede bulunan işletmeler sanki "insanlar gelmesin" dercesine uygulamalarda bulunuyorlar.
Örneğin konaklama yapmak istiyorsanız kişi başı günlük fiyat yaklaşık 150 ytl civarında ve bu fiyat yarım pansiyon. "Konforu az olsun" derseniz bu biraz daha düşer ama çok değil yaklaşık 125 ytl ye düşer yine yarım pansiyon.
Diyelim ki daha ucuz olsun dediniz ve derme çatma bir pansiyon kiralamaya kalktınız; vereceğiniz en düşük rakam 70 ytl. Burada hiç bir şey yok tabi ki; yeme içme size ait, lavobo banyo ortak kullanım vs,vs gibi.
Bu fiyatlar kış sezonu için geçerli olan ortalama fiyatlar. Yazın ne mi dersiniz, doğru düzgün konaklayacağınız bir mekan için kişi başı cebinizden çıkabilecek rakam yaklaşık 170 / 200 ytl arasında değişir. İki kişi gittiğinizi ve haftasonu için cuma günü akşamı giriş yaptığınızı düşünün ve hesaplayın AĞVA'da bir hafta sonu size neye patlar. Son dönemlerde Çin malları için yapmış olduğumuz bir tespit vardır, ÇAKMA diye, konu şimdilik aynen böyle gidiyor.
Pazarlık etmeye kalkarsanız asla taviz yok, konaklamanın pazarlığa açık kısmı olamaz Ağva da. Seyahat acentelerinin boy boy ilanlarının çıktığı ve her şey dahil sistemde ortaya çıkan diğer yörelerdeki tatil imkanları ile kıyaslandığında hiç de hoş bir tablo değil bu durum.
Bir başka sıkıntılı yanı daha var Ağva da tatil yapmanın. Kahvaltıda tabağınıza aldığınız 15 gramlık tereyağının markasına ve son kullanma tarihine mutlaka dikkat etmelisiniz. Reçel, bal, beyaz peynir gibi ürünlere de dikkat etmelisiniz. Hiç bir otelde sabah kahvaltısında tam yağlı ezine peyniri yiyemezsiniz; yiyeceğiniz peynir piyasada en ucuza satılan kültürlü peynirdir.
Ağva'da bulunan dere boylarına kurulu olan bu konaklama tesislerinin hiç birinde arıtma tesisi olmadığı gibi, bütün atıklar Göksu deresine akmaya devam etmektedir. Yani kirlenme had safhada! Önlem alınmadığı taktirde cennet köşeden yakın zamanda eser kalmayacak. On sene önce Göksu deresinin rengi maviye çalar bir renkti. Şimdiki rengini görmek isteyeceğinizi sanmıyorum.
Diyelim ki haftasonu konakladınız ve denize gireceksiniz. Denize girmek için sahile indiğinizde ilk olarak "Çadırcı" denilen gurupla karşılaşacaksınız... sakın yanlış anlaşılmasın aşağılamak adına Çadırcı demiyorum Ağva'da bu şekilde anılırlar, fakat bulundukları bölgeden hiç ayrılmadan, bir sezon boyunca sahilin en güzel bölgesi olan çam ağaçlarının bulunduğu bölgeye çadır kurarak burada konaklarlar. Sahili ve Ağva'yı en çok kirleten guruptur Çadırcılar. Bu düzensizlik sonucu sahilde güneşlenirken hissedeceğiniz rahatsızlık da cabası.
Kış sezonunda konaklamanız halinde yaşayacağınız en büyük sorun ısıtma problemi olacaktır. Soğuk odalar ve yemek yediğiniz anda yaşayabileceğiniz elektrik kesintilerine hazırlıklı olmalısınız; tesislerin bir çoğunda jeneratör desteği sağlanmıyor.
Kısacası, dışarıdan bakıldığında AĞVA hakikaten coğrafi konumundan dolayı cennetten bir köşe....içine girildiğinde bütün bu yazdıklarımla karşılaşma olasılığınız % 95 ve Ağva yavaş yavaş cennetten bir köşe olmaktan çıkıyor.
Yedi yıl boyunca işim gereği yaz kış her hafta sonu gittiğim, köy sohbetlerine, köy düğünlerine katıldığım Karadeniz'in şirin ve cennetten köşe Ağva'sı şimdilik bu durumda.
Evet Ağva cennetten bir köşe, yazar arkadaşımız çok haklı. Dilerim bir an önce gerekli tedbirler alınır ve Ağva cennetten bir köşe olarak kalmaya devam eder.