Samsun'dan başlar güzel ülkemizin cennet bahçelerine benzeyen yeşilligi.Karadeniz sahil yoluna çıkarsınız.Bir tarafta ucu gözükmeyen KARADENİZ, bir tarafta bakmaya doyamadıgımız yeşile bürünmnüş kimi zaman aglayan, güzel bir kızı andıran, kimi zaman düşünceli hüznü yüzüne vurmuş birisine benzeyen o muhteşem ihtişamlı daglar.
Yavaşça yorulmadan yol alırsın.İçini bir tuhaf duygu kaplar. Biraz ilerlersin Giresun'un o küçük ama muhteşem güzelligini görürsün.Ardından Ordu'ya gelirsin. ve peşinden baktıgında bizlere anlatılan cennete gelirsin. TRABZON.Vakfıkebirde sabaha karşı gün dogmasını beklersin.Fırından yeni çıkmış taze ekmegi alırsın biraz ileride Akçaabat ta durursun. meşhur köftesini yersin. Yok başka yerde bu lezzet.
Öğle saatlerinde trabzon merkeze girersin.Uzun sokagın ucunda yeşillige bürünmüş çay bahçesinde içini ısıtan güzel tavşan kanı çay içersin.İkindi vaktinde önce Uzun sokağı bir ucundan diger ucuna gezersin sonra bir alt caddesine Maraş caddesine geçersin.Daha sonra güneş batmak üzere iken Trabzon limanında o eşsiz manzarayı seyredersin. Bir tarafta ucu gözükmeyen deniz,bir tarafta bakmalara kıyamadıgımız müthiş doga harikası.Üzerine bir de güneşin o batışı. Hayatta başka kendimizi böyle mutlu hissettigimiz başka yer varmı acaba?